Bu programda, İslam'ın davetçisi olmanın gereklilikleri ve özellikleri ele alınıyor. Haşim Akın'ın yazısında, Yasin Suresi'nin Kur'an-ı Kerim'in kalbi olduğu vurgulanarak, bu sureden alınacak dersler üzerinde duruluyor. İslam'ı temsil eden kişilerin, toplumda özel bir konumda olmaları gerektiği ve sıradan insanlardan farklı vasıflara sahip olmaları gerektiği ifade ediliyor. Bu bağlamda, davetçilerin insan ilişkileri ve topluma yaklaşım şekilleri üzerinde duruluyor.
Davetçilerin, görevlerini yerine getirirken başarısızlık korkusuyla hareket etmemeleri gerektiği belirtiliyor. İslam'ın tebliğ edilmesi sürecinde, herkesin iman etmesini sağlamak gibi bir sorumluluğun bulunmadığı, ancak görevlerini hakkıyla yerine getirmenin önemine vurgu yapılıyor. Ayrıca, davetçilerin, Allah'ın elçisi olduklarını unutmadan, kişisel çıkarlar peşinde koşmadan, sadece Allah rızası için çalışmaları gerektiği aktarılıyor. Bu durum, onların toplumda nasıl bir etki bırakacaklarını da belirliyor.
Son olarak, davetçilerin, toplumun hatalarını yüzlerine açıkça ifade edebilme cesaretine sahip olmaları gerektiği ifade ediliyor. Salihlerin ve salihaların ölümü üzerine yapılan değerlendirmelerde, geride kalanların bu değerleri sahiplenmesi gerektiği vurgulanıyor. Zehra validemizin hayatı üzerinden, asaletin ve mahcubiyetin insan hayatındaki yerinin önemi anlatılıyor. Bu programda, İslam'ın davetçisi olmanın sorumlulukları ve bu yolda yürüyenlerin özellikleri detaylı bir şekilde ele alınıyor.